BÜYÜK HÂCET DUASI


BÜYÜK HÂCET DUASI

 
“Allâhumme ileyke eş’kû dâ’fe kuvvetiy ve kîllete hiletiy ve hevâniy alennâs; Yâ Erhamerrahimiyn, ente Rabbül müstad’âfiyn; ente erhamu biy min entekileniy ilâ aduvvin bağiydin yetecehhemuniy, ev ilâ sadıykın karîbin mellektehu emrî. İn lem tekûn gadbane aleyye, felâ ubâliy, gayre enne âfiyeteke ev seûliy. Euzü binûri vechikellezi eşrekat lehu zulûmatu ve salâha aleyhi emriddünya vel âhıreti en yenzile bi gadabüke ev yehılle aleyye sehatük; ve lekel utba hatta terda ve lâ havle velâ kuvvete illâ bike.”

"Allahım, kuvvetimin yetersiz kaldığını, çaresiz olduğumu, halk nazarında hor hakîr hâle düştüğümü görüyorsun. Ya erhamer rahimiyn, zayıf görülüp ezilenlerin Rabbi sensin. Kötü huylu ve kötü tavırlı yabancı düşmanın eline beni terketmeyecek, hattâ himayemi ellerine verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar Rahimsin.

Allah’ım, bana karşı gazablı değilsen; çektiğim eziyet ve belâlara hiç aldırış etmem. Ancak şu da var ki, koruma sahan bunları da çektirmeyecek kadar geniştir. Allah’ım, gazabına maruz kalmaktan, yahud rızasızlığından, senin bütün zulmeti parıl parıl aydınlatan, dünya ve âhıret hallerinin yegâne selâmete çıkartıcısı olan NUR’u Vechine sığınırım. Allah’ım rızan olasıya senden affını diliyorum. Havl ve kuvvet ancak seninledir."

Efendimiz Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem, görev alışının ilk zamanlarında, gerçeği tebliğ etmek üzere Taif şehrine gitmişti.

Taif halkına elinden geldiğince gerçekleri göstermek için gayret sarfetti. Ama onlardan aldığı cevap sadece hakaret oldu. Hattâ bu kadarla da kalmayıp çoluk çocuk onu şehirden kovup, taş yağmuruna tuttular. Atılan taşlardan mübarek ayakları kan - ter içinde kalmıştı.

Nihayet akrabalarından birinin bağına ulaşarak, bu son derece insafsız saldırıdan kurtulabildiler. Ama çok da gücüne gitmişti bu davranışları.

O hiç bir karşılık beklemeden, sadece gerçeği tebliğ etmek üzere onların ayaklarına gidiyor, aldığı cevap ise hakaret ve taşlanmak oluyordu! Gayrı ihtiyari gözünden yaşlar dökülerek yukarıda verdiğimiz DUA’yı yaptı.

İşte o zaman, Allah’ın emri ile dağlara vazifeli melek huzuru Resûle gelerek, vazifeli olduğunu ve şayed isterse, iki dağı birleştirerek Taif halkını helâk edebileceğini söyledi.

Oysa Hazreti Resûl intikam peşinde bir kişilik sahibi değildi!

-Umarım Allah onların neslinden İslâm’a hizmet verecek imanlı bir topluluk getirir.’ diye duada bulundu. Ve Mekke’ye döndü.Cenâb-ı Hak, O’nun bu duasını kabul etmişti. Bir süre sonra, Taif’te iman nurları yayıldı ve Taif müslüman oldu!

Büyük belâya, haksızlığa, derde, azaba düşenlerin okumasını hararetle tavsiye edeceğimiz bir duadır bu. Gece kılınan namazdan sonra, mümkünse secdede; veya beş vakit namazın farzlarının arkasından devam edilirse bu duaya, kısa zamanda selâmete erilir inşâallah.

hf

 

RASÛLULLAH’IN GECE NAMAZINDA

SECDEDE YAPTIĞI DUA


“Allâhumme inniy euzü birızake min sehatike ve bimuafatike min ukubetike ve euzü bike minke. Lâ uhsiy senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsik.”

"Hoşnutsuzluğundan rızana;

cezalandırmandan bağışlamana;

SENDEN SANA Sığınırım!

Senin kendine olan senân gibi senâ etmekten aczimi itiraf ederim."

Mevcût kaynaklardan Rasûlullah salla’llâhu aleyhivesellem efendimizin bu duayı, gece namazında, secdede yaptığını öğreniyoruz.

Bu harika bir duadır.

Hele son iki bölüm tasavvufun hakikat ve mârifetibillah mertebelerine işaret etmektedir, ehli için değerlendirilmesi zorunlu olan bir husustur. Ehli için uyarıyorum; bu hususlara çok dikkat ederek, Efendimiz aleyhisselâmın bize öğretmek istediğini iyi anlamalıyız.

hf

 

RIZKIN ARTMASI

BORÇLAR İÇİN DUALAR


1-Allâhümmekfiniy bihelâlike an haramike ve agniniy bifadlike ammen sivâk.

Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem bu duâyı öğretirken şöyle buyurmuştur:

-Bir kimsenin dağ kadar borcu olsa, bu duâya devam etse, Cenâb-ı Hak o kula borcunu ödettirir.’

Borç sıkıntısı içinde onlanların günde üçyüz defa bu duâya devam etmelerini önemle tavsiye ederiz.

 

2-“Allâhumme rahmeteke ercû, felâ tekilniy ilâ nefsiy tarfete aynin, ve aslıhliy şa’niy küllehu, lâ ilâhe illâ ente.”

“Allahım rahmetini umuyorum, beni göz kırpması kadar bile nefsime terketme, her anımı düzelt, tanrı yok ancak sen varsın!”

"Sıkıntıda, zarurette kalan insanların devam etmesi gereken duadır bu" buyurarak bize tavsiye eden Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem.

Sıkıntısı, derdi, borcu, sorunu olan insanlara bu duâyı tavsiye ederiz. günde hiç olmazsa 40 defa devam edilebilir.

hf

 

ÇOK FAYDALI BAZI DUALAR


“Eûzü bivechillâhil kerîm ve kelimâtillâhit tâmmatilletiy lâ yucaviz hünne berrün velâ fâcirün min şerri mâ yenzilu mines semâi ve mâ yâ’rücü fiyha ve min şerri mâ zeree fil ardı ve mâyahrücü minha ve min fitenil leyli ven nehari illâ târikan yatruku bihayrin yâ Rahman.”

Sığınırım Kerim olan Allah vechine ve iyi ve kötü kimsenin tecavüz edemeyeceği Onun kelimelerinin tamamına. Semadan inenin ve Semaya uruc edenin şerrinden; Arz'da reyen ve Arzdan çıkanın şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnelerinden; hayırla olanı müstesna gece kapıyı çalanın şerrinden, Ya RAHMAN!.

"Medine'li Hacı Osman Efendi" diye bilinen "Beykoz’lu" da dedikleri bir zât vardı İstanbul'da; hayatının 50 senesi Medine’de geçmiş ve Medine kitaplıklarında okumadık eser bırakmamış bir zât!

Es Seyyid Mehmed Osman Akfırat.

1960 başlarında elini öptüğüm zaman o 86’sında idi, bense 18’lerde. Bana önce zâhirin sonra da bâtının kapısını açan Rasûlullah salla’llâhu aleyhivesellem’le tanıştıran zât! Hayatımın en önemli olaylarında manevî müdahelesini gördüğüm zât! Allah indinden rahmet eylesin, indinden benim tarafından ihsanda ikramda bulunsun kendisine sonsuza dek!

İşte bu Zât, Rasûlullah salla’llâhu aleyhivesellemin yukarıdaki duasını bana öğretmişti. Ve çeşitli sıkıntıda olanlara karşı bu duâyı bir kağıda yazar, üzerlerinde taşımalarını tavsiye ederdi.

Elbette biz de ederiz.

Zirâ...

CİNLERİN aralarından İFRİT diye bilinen en güçlüleri, Resûli Ekrem’in Mi’râc olayında semâya yükseldiğini haber alınca, büyük telâşa düşüyorlar. "Şayet Muhammed semâları tanır, Allah’la biraraya gelirse, artık önüne geçilemez olur" diyerek bütün güçleri ile Rasûlullah aleyhisselâmın üzerlerine saldırıyorlar.

İşte o zaman Cebrâil aleyhis-elâm Efendimize bu duayı vahyederek korunmasını öğretiyor. Bu duayı okuyunca da Rasûlullah aleyhisselâm, hepsi yanıyorlar!

İşte böyle bir olay vesilesiyle öğrenilen duayı artık nasıl istersek öylece değerlendirelim.

hf

 

BİLİNCİN MÂRİFET NURUYLA DİRİLMESİ İÇİN


“Yâ Hayyu Yâ Kayyum Yâ Zel Celâli vel İkrâm es’eluke en tuhyi kalbiy binuri mâ’rifetike ebeden Yâ Allâh Yâ Allâh Yâ Allâh Yâ Bedî’es semâvâti vel ard.”

“Mutlak diri ve kendisiyle kâim yüce Zâtıyla ikrâm edici Dilerim senden ebeden mârifet nuriyle kalbimi diriltmeni Yâ Allâh Ey gökleri ve yeri bir örneği olmaksızın meydana getiren.”

Sabah namazının farzını kılmadan önce kırk defa okuyup buna kırk gün devam edenler, faydasını derhal kendilerinde farketmeye başlarlar.

Kalbin mârifet nuriyle diriltilmesi demek şudur:

İslâm terminolojisinde "şûur" ya da bugünkü deyimiyle "bilinç", "kalp" kelimesiyle, "gönül" kelimesiyle tanımlanır. Bilincin dirilmesi ise ancak marifet nuriyle mümkündür.

"Mârifet nuru" nedir?

İnsan, "iman nuru" ile bilincin sınırlarını aşar, "mârifet nuru" ile de bilincin sınırları dışında yeralan gerçekleri değerlendirebilecek kapasiteyi elde eder!

Allah tüm yaşamımız boyunca, kesintisiz olarak, bir an bile "iman nuru"ndan ve "mârifet nuru"ndan mahrûm bırakmasın.

Zirâ, "iman nuru"ndan mahrûm olan bloke olmuş bir bilinçle "kör" yaşar; ve "mârifet nuru"ndan mahrûm olan da, bilincinin sınırları ötesindeki gerçekleri asla düşünemez ve değerlendiremez. Bu yüzdendir ki, her vesile ile Allah’tan "iman nuru" ve "mârifet nuru" istemeliyiz; ve bunun sonsuza dek kesintisiz bir şekilde bağışlanmasını niyâz etmeliyiz.

hf

 

GAVS-I A’ZÂM’IN ÖĞRETTİĞİ DUA


“Rabbiy inniy mağlubun fantasır, vecbür kalbil münkesir, vec'mâ şemlil müddesir, inneke enter rahmanül muktedir; ikfiniy yâ Kâfi fe enel abdul muftekir ve kefâ billahil veliyyen ve kefâ billahil nasıyra; inneş şirke lezûlmün azîm. Ve mallâhu yuriydu zulmen lil ibad. Fekutia dabirul kavmilleziyne zalemu, velhamdulillahi rabbil âlemiyn.”

Gavs-ı A'zâm Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin öğretmiş olduğu bu duayı teberrüken hazırlamış olduğumuz bu kitaba ekliyoruz.

Her devirde başı sıkışanların ruhanîyetinden meded umdukları Gavs-ı A'zâm Abdülkâdir Geylânî'nin, bütün başı dertte olanlara çok faydalı bir tavsiyesidir bu dua. Sabah akşam yedişer kere okunması kifâyet eder. İnşâallah bu duadan istifade edenlerden oluruz.

                                                                

                                                                 Ahmed Hulusi 

                                                        www.ahmedhulusi.com

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !